Akupunkturist.org-a Hoş Geldiniz

                                                                                                                                                                                                                       

İLGİLENDİĞİMİZ KONULAR
 
Ağrı ve Romatizma
     Baş ağrıları, migren
     Omuz, sırt
     Artroz (Kireçlenme)
     Bel fıtığı
     Boyun fıtığı
     Eklem ve kas v.b.
Alışkanlıklar
     Yemek ( Şişmanlık-Obezite)
     Sigara
 Alerji,Astım
Sinir Sistemi Rahatsızlıkları
     Uykusuzluk
     Gece işemesi
     Fasiyal paralizi (Yüz felçi)
Deri hastaliklari
     Akne (siviceler)
     Kronık ekzema
   
 

Soğuk Lazer Terapisi

 

 

Soğuk(Duşuk enerji)Lazer Terapisi  SLT( low-level lazer therapy LLT) Düşük Enerji Lazer Terapisinin Tarihi:
SLT'nin doğuşu
Özel Durumların Tedavisi
Akne
Akne için lazer terapisi
Baş ağrısı
Baş ağrısı için lazer terapisi
Herpes - uçuklar
Uçuklar için lazer  terapisi
Eklem iltihabi (rheumatoid arthitis )
Eklem iltihabi  lazer terapisi

Soğuk Lazer  Terapisi  SLT
Tedavide bir devrim

        Soğuk lazer terapisi - teknik olarak "düşük seviye lazer terapisi " olarak da bilinir, ya da  SLT akut ve kronik durumlar için etkili bir tedavi seçeneğidir. Bunların arasında şunlar sayılabilir:
 

  • Kronik ağrı

  • Yara iyileşme

  • Mafsal iltihabi

  • Başağrıları

  • Alt sırt ağrısı

  • Tekrar eden stres yaraları

  • Karpal tunel sendromu

  • Tendon

  • Fibromyalgia

  • Burkulmalar ve incinmeler

  • Ameliyat sonrası acılar

  • Omuz ağrısı

  • Tenis dirseği

  • Akne

  • Kabarmalar ve ödem

  • Yanıklar

  • Baskı ağrıları

  • Zona

  • Diz ağrısı

  • Boyun ağrısı


       Soğuk lazer terapisinin diğer fiziksel terapi çeşitlerine ya da ilaç tedavisine göre birçok avantajı vardır. Öncelikle soğuk lazer tedavisi aşırı güvenli ve tahrip etkisi olmayan bir yöntemdir. Lazerden ısı üretilmediği için tedavi edilmeye çalışılan dokulara zarar verme riski kesinlikle yoktur.
      Bu özellikle iltihaplanmış ve kabarmış olan akut yaralarda önemlidir.
Sıcaklık iltihaplanmayı sadece daha kötü hale getirecektir. Birçok terapi çeşidinde olduğu gibi soğuk lazer terapisi tedavi edilen dokuyu ısıtmadığı için ultrason gibi, kullanılması daha güvenlidir.
       İkinci olarak vücut içinden geçen ve sıklıkla yan etkilere sebep olan ilaçların aksine soğuk lazer terapisi doğrudan doğruya etkilenmiş bölgeye uygulanır. Bu sadece terapatik gücün etkilenmiş bölgeye odaklanıp konsantre olmasına sebep olmaz ayrıca yan etki riskini ortadan kaldırır.
        Üçüncü olarak soğuk lazer ışığı gerçektende hücresel boyutta doku yenilenmesini sağlar.Diğer terapi çeşitlerinin sadece acıyı ve iltihabı azaltmakla yetindiği yerde soğuk lazer terapisi hücre içinde ATP(hücrenin yakıtı) üretilmesi için hücresel boyutta mitokondriyi destekler.
        Yüksek seviyede ATP hücrenin daha çabuk çalışmasına ve zarar görmüş dokuları tamir etmesine izin verir,bu da daha hızlı iyileşmeyi sağlar.

          Düşük Enerji Lazer Terapisinin Tarihi:
  

      Lazer kelimesi" Light Amplification by Simulated Emission of Radiation"
her ne kadar lazer teknolojisinin arkasındaki teori ilk defa Albert Einstein tarafından 1916 da Zur Quantum Theories der Strahlung yazısında tanımlndıysada çalışan ilk lazer modeli ancak 7 Ağustos 1960 da Theodore Maiman tarafından sunuldu. Maiman bir milisaniye gibi çok kısa bir zamanda bir grup üsüste konmuş jilet içinden geçebilecek derecede güce ship olan görünür bir kırmızı ışık üretebilmek için bir ucunda bir ayna diğer ucunda ise yarım ayna olan bir yakut kristal kullandı.Ironik olarak bu teknolojinin ilk adı kısaltması LOSER olan Light Oscillation by Stimulated Emission of Radiation idi.
       8 yıl sonra, tıpta lazer terapisinin ilk kullanımı optalmoloji ve deramatoloji alanlarında oldu. Ama lazerin bir çok durumun tedavisi için tıbbın bir çok alanında kullanılabileceği kısa zaman içinde anlaşıldı.
       Herbirinin kendine has ışık dalga boyu ve kendi soğurma karakterleri olan diğer tür lazerlerin gelişmesine paralel olarak bu uygulamaların sayısı da arttı.
1961 de Helyum Neon (He-Ne) vw Neodyum-yitrium aluminyum garnet( YAG) lazerleri geliştirildi.
        1962 de Argon lazeri ortaya çıktı, bunu 1964 te karbondioksit (CO2) lazeri izledi.
1964 ün sonlarına doğru içinde ilk galyum arsenit lazer çipinin de olduğu yarı iletken lazer kaynakları geliştirildi.
         Görünür bir kırmızı ışını olan yakut lazeri argon lazerle birlikte halen dermatolojide başlıca kullanılır.
         Görünür bir kavuniçi / kırmızı ışını olan Helyum-Neon tpik olarak görünmez lazer ışını için hedef alma ışını olarak kullanılır ve çok yakın bir zamana kadar en çok kullanılan lazer sistemi olarak ün kazanmıştır.
Alüminyum garnet de SLT'de kullanılır çünkü dalgaboyu karakteristiğinin derin delme özelliği vardır.

                         SLT'nin doğuşu

         Geleneksel lazerler dokularda kesilme, buharlaşma ve pıhtılaşma gibi radyasyona maruz kalmış dokularda kalıcı değişimlere sebep olan ısı ve diğer etkileri üretir.
Buna yüksek enerji seviyesi tedavisi denebilir. lazerle gerçekleştirildiği için aynı zamanda yüksek enerji seviyesi lazer tedavisi de denebilir.
            Düşük güçlü ışınların dokularda iyileşme etkilerini desteleyebileceği kendisinin buna " lazerbiostimulations" adını verdiği fikir babası Dr. Endre Mester tarafından bulundu.
          1968 den başlayarak Dr. Mester farklı hücreler ve dokular üzerinde çeşitli lazer tiplerinin etkilerini incelemek için bu lazer tiplerini kullandı.
           Bunu 1969 daki hayvan araştırması takip etti, ve 1969 un sonlarında şu an iyi bilinen ve düşük reaktif seviye lazer terapisinin (soğuk lazer terapisi) kullanımını iyileşmeyen ya da yavaş iyileşen ülserlerin tedavisi için ilk kez yayınladı.
          1970 lerin sonlarında ilk ticari amaçlı terapatik lazer ortaya çıktı. Bir fiberoptik kablosu olan HeNE lazer olarak sunuldu ve yumuşak lazer olarak tanıtıldı, ve en çok kozmotolojistler tarafından kullanıldı.
          1980 lerin başında galyum arsinit lazerler sahneye çıktı ve lazer seçimi olarak populerlik kazandı.Bütün bu farklı lazer türleri kendine has bir ışık dalgaboyu üretir ve hepsinin vücut üzerine karakteristik etkileri vardır.Soğuk lazer terapisinde kullanılan en yeni nesil lazerler genelde yararlı etkileri en yuksek düzeye getirebilmek için teknoloji ve ışığın dalgaboyunun bir kombinasyonunu kullanır.

 

Özel Durumların Tedavisi

           Soğuk lazer terapisi iltihapların azaltılmasında, bağışıklık fonksiyonlarını uyarmada ve yaraların iyileştirilmesinde öyle etkilidir ki çok çeşitli durumlarda kullanılabilir. Bu ünitede, lazer terapisine iyi sonuçlar veren bazı klinik araştırmaları ele alacağız. Buradaki liste ayrıntılı değildir. İyi sonuç verebilen başka durumlar mutlaka vardır ama buradaki durumlar lazer terapi araştırmacıları ve terapistleri arasında genel olarak lazer ışığına iyi sonuç vermesiyle bilinen durumlardır.    

Akne

Toplumun %85’ini hayatlarının bazı dönemlerinde etkileyen akne, dermatolojistler tarafından en sık tedavi edilen deri hastalığıdır.Akne derideki yağ bezlerinde (sebaceous bezler) ve kıl folikülleri üzerindeki hormonların ve diğer başka maddelerin faaliyetlerinden kaynaklanır.  Bu faktörler yüz,boyun,sırt,göğüs ve omuzlar üzerinde tıkalı gözeneklerin oluşmasına ve lezyon (deri bozukluğu) patlaklarına sebebiyet verir.  Her ne kadar akne insan sağlığı için ciddi bir tehdit teşkil etmese de, kayda değer duygusal üzüntünün ya da kalıcı lekelerin ve izlerin kaynağı olabilir.

            Aknenin asıl nedeni bilinmemektedir, fakat doktorlar aknelerin bazı ilişkili faktörlerden kaynaklandığına inanmaktadırlar. Androjen (erkeklik hormonu) adı verilen bir grup hormondaki yükselme önemli bir faktördür. Bunlar hem kızlarda hem erkeklerde ergenlik döneminde yükselir ve yağ bezlerinin büyüyerek daha fazla sebum üretmelerine sebep olur. Hamilelikten ya da doğum kontrol haplarının kullanılmaya başlamasından ya da kullanımın bırakılmasından kaynaklanan hormonal değişimler de akneye sebebiyet verebilir.

            Diğer faktörler arasında genetik (akne aile içinde devam etmeye meyillidir), bazı reçete ilaçları, androjen ya da lityum gibi, yağlı kozmetik ürünleri ve propioni bacterium aknesi olarak bilinen bir bakteri türü sayılabilir.

 Akne için lazer terapisi

            Lazer terapisinin tahrip etmeyen ve acı vermeyen bir yöntem olduğu için akne belirtilerinde ve derideki diğer alerjik reaksiyonlarda azaltıcı etkiye sahip olduğu gösterilmiştir.  Araştırmalar gösteriyor ki 633 nm ve 830 nm Lazer ışığının kombine bir şekilde kullanımıyla akne tahrişi ve yara izlerinde ciddi bir azalma sağlamasının yanı sıra bütün klinik belirtilerden kurtulmaya yardımcı olur.

            Akne izlerini önlemenin en iyi yolu erken tedavidir.Bir kere iz olmuşsa azaltılması için doktor ilaç tedavisi ya da ameliyat prosedürü önerebilir. Düzensiz izlerin tedavisinde yüzeysel Lazer kullanılabilir.  Bazı zamanlarda “sanding down” izlerinin bir formu olan dermabrasyon (ya da mikrodermabrasyon) kullanılır.  Kistik aknelerden kaynaklanan derin yara izleri için bir diğer tedavi seçeneği ise yara izine vücudun başka bir yerinden yağ aktarılmasıdır.  Doktorlar yara izlerinin görünüşünü iyileştirmek için yaranın altına sentetik dolgu da enjekte edebilirler.

Baş ağrısı

            Baş ağrıları her ne kadar ilaç reaksiyonları, temporomandibular joint disfunction (TMJ), boyun kaslarındaki gerginlik, düşük kan şekeri, yüksek tansiyon, stres ve yorgunluk gibi çok çeşitli sebeplerden kaynaklansa da, baş ağrılarının çoğu temelde iki tiptir: gerilim baş ağrıları (cervicogenic baş ağrıları olarak da anılır), ve migren baş ağrıları.  Daha az görülen üçüncü tip baş ağrısı ise migrenin kuzeni olan cluster (salkım,küme) baş ağrısıdır.  Şimdi her üç tip baş ağrısına da yakından bakarak başlayalım.

            Gerilim baş ağrılarının en yaygın sebebi üst sırt ve boyun bölgesinde, özellikle de üst boyunda aktif tetikleme noktalarıyla kombine çalışan subluksasyondur.  Üst cervical vertebrae normal hareketini ya da pozisyonunu kaybedince (RCPM) adı verilen bir çeşit küçük kas spazm geçirir.  Problem şudur ki bu küçük kasın üst boyun ve kafatasının alt kısmı arasından geçen bir tendonu vardır ve bu tendon dura mater adı verilen beyni kaplayan ve acıya hassas ince bir dokuya bağlıdır. Her ne kadar beynin kendisi bir şey hissetmese de, dura mater acıya çok hassastır.  Sonuç olarak (RCPM) kası spazm geçirdiğinde ve tendonu dura mater’e şiddetli bir şekilde değdiğinde baş ağrısı oluşur.

            Migren baş ağrıları beyindeki kan damarlarının daralmasının refleks olarak aşırı bir şekilde genişlemesiyle takibi sonucunda ortaya çıkar.  Kan damarlarının daralması esnasında kan akışında yavaşlama oluşur ve bu da insanların görünür belirtileri tecrübe etmesine sebep olur.  Klasik migren ağrısını tecrübe etmeyenlerin bile çoğu bir krizin kaçınılmaz olduğunu söyleyebilir.  Kan damarları bir kere genişleyince baş içindeki kan basıncı hızlı bir şekilde artar.  Zonklama şeklindeki baş ağrısının sebebi de işte bu artan basınçtır.  Kalp her atışında boyundaki carotid arterlerden beyne doğru bir başka şok dalgası gönderir.  Neden kan damarlarının ilk olarak daraldığı üzerine bir çok teori vardır ama kimse bunu tam olarak bilmemektedir.  Bildiğimiz şey ise migreni uykusuzluk, stres, yanıp sönen ışıklar, keskin koku, değişen hava koşulları ve “tiramin” adı verilen amino asidin içinde yüksek oranda bulunanları başta olmak üzere bir takım yiyecekler gibi bir çok sebep tetikleyebilir.  Bu bölümün sonunda migreni tetiklemesi muhtemel yiyecek türlerini, ayrıca migrenin tetiklenmesini azaltacak yaşam tarzında yapılabilecek değişimleri listeledim.

Baş ağrısı için lazer terapisi

Lazer terapisi migren baş ağrılarına oranla gerginlik migrenini tedavi etmeye daha çok meyillidir, çünkü migrene sebebiyet veren kan damarları kafanın derinlerinde, Lazerin ulaşamayacağı yerlerde bulunur. Gerilim türü baş ağrılarının tedavisi kafatasının tabanını boyuna bağlayan  bir grup kas etrafında yoğunlaşır.  Bu kaslar topluca, alt manasında “sub” ve kafatasının tabanı manasında “occipital” kelimelerinin birleşmesiyle suboccipital muscles olarak bilinir.  Lazer ışığı bu kasların iyileşmesini uyarır ve lokal iltihaplanmayı azaltır.

Herpes - uçuklar

Uçuklar (cold sores) canker sorelardan oldukça farklıdır ama insanlar ikisini bazen ilişkilendirirler.  Uçuklar uçuk virüsünden kaynaklanır ve bulaşıcıdır.  Bulaşıcı olmayan canker sorelar ağzın içindeki üzerinde uçuk oluşmayan yumuşak dokularda oluşan ülserlerdir.

Uçuklar yaygındır, deri üzerinde genelde dudaklarda küçük, kırmızı, acı veren, içi sıvı dolu kararcıklar şeklinde ortaya çıkar.  Prodrome adı verilen acı ve sızlama hissi kabarcıklar oluşmadan bir iki gün önce ortaya çıkar.

Uçuk virüsüne maruz kalındıktan 20 gün sonrasına kadar bile belirtiler ortaya çıkmayabilir, bu aralık genelde 7 ila 10 gündür.  Kabarcıklar çatlaklar ve acı hissine sebebiyet verir.  Sonrasında sarı bir kabuk oluşur ve son olarak deri yenilenmesiyle yara izi bırakmayan pembemsi bir deri tabakası oluşur.

İnsanda bir kere uçuk oluşursa, virüs derideki sinir hücreleri içinde pasif olarak durur ve ileride ilk uçuğun olduğu yerde ya da yakınında tekrardan ortaya çıkabilir.  Her ataktan önce bir kaşıntı hissi ya da yüksek derecede hassalık hissedilebilir.  Ateş, adet dönemi, stres ve güneşe maruz kalma tekrardan uçuk oluşmasını tetikleyebilir.

Uçuklar için lazer  terapisi

Her ne sebepten olursa olsun Lazer terapisi genelde yüzde oluşan herpes simlex 1 tipi uçukların tedavisinde çok etkilidir, ama jenital iltihaplanma olan herpes simplex 2 türü uçuklarda o kadar etkili değildir.  Lazer terapisinin kullanımından önceki zamanlarda tıpta, uçuklar tedavi edilmezse iki haftada,tedavi edilirse on dört günde kaybolur diye bir söylem vardı.  Diğer bir deyişle uçukların düzelmesini hızlandıracak bir tedavi yöntemi yok gibi gözüküyordu.

Uçuk tedavisinde Lazer kullanımı iki ayrı mekanizma halinde çalışır: yara iyileşmesi, bağışıklık uyarılması.  Aslında 1981’de Almanya’daki bir araştırma gösterdi ki acılı ve uçuk şeklinde oluşan patlaklarda iyileşme çok hızlı bir şekle geldi ve tam iyileşme üç günde ortaya çıktı.  Bu sonuçlar, neredeyse 600 adet Lazerle tedavi edilmiş uçuk vakasının incelenmesini sağlayan  7. Uluslararası Lazer Kongresi’ndeki bir 1986 tarihli araştırma yazısında teyit edildi.

Lazer tedavisinin faydaları sadece uçukların azaltılmasıyla kalmaz.  Öyle görünüyor ki her patlak oluştuğunda Lazer terapisi uygulanırsa, sonraki patlakların sıklığında ve ciddiyetinde bir hayli azalma gözleniyor, çünkü bu yöntemle bağışıklık sistemi virüsü daha uygun bir şekilde tanıyıp onunla savaşabiliyor.

Uçuk tedavisinin anahtarı zamanlamadır.  Tedaviye ne kadar erken başlanırsa, o kadar kolay iyileşilir.

Eklem iltihabi (rheumatoid arthitis )

“Arthiris” terimi tam olarak ek yeri iltihabı anlamına gelir.  ABD’de yaklaşık 43 milyon kişi bu hastalığa ya da diğer romatizmal durumlara katlanmaktadır ve bu sayının 2020’de 60 milyona ulaşması beklenmektedir.

Eklem iltihabı (Rheumatoid arthiris genelde “RA” olarak atfedilir) synovium ya da eklem bölgesini sarmalayan dokunun iltihaplanması sonucu ortaya çıkan acı, sertlik, şişme ya da hareket kaybına sebebiyet veren bir rahatsızlıktır.  Bu hastalık genelde simetrik bir yapıda oluşur.  Bunun anlamı eğer bir elde ya da ayakta bu rahatsızlık ortaya çıkarsa, diğerinde de aynı rahatsızlığın ortaya çıktığıdır.  Bu hastalığa yakalananlar genelde yorgunluk, ara sıra ateşlenme, ve genel manada kendini iyi hissetmeme gibi problemlerle karşılaşır.

Bu iltihaplanmanın diğer çeşitlerinde olduğu gibi eklem ağrısının da (RA) sebebi belirsizdir.  Fakat RA dahilinde oto-bağışıklık durumu olarak atfedilen vücudun kendi bağışıklık hücreleri tarafından saldırıya uğraması hadisesinin olduğu bilinmektedir. RA üç seviyede olur: ilk seviye sinoviyal kaplamanın şişmesidir ki acıya, hararete, sertliğe, kırmızılığa ve eklem etrafında şişkinliğe sebep olur.  İkinci seviye sinovial zarın kalınlaşması ile karakterize edilir.  Üçüncü seviyede eklemin iltihaplı dokuları kıkırdak ve kemikleri kıran bir enzim salgılar ve bu da ilerleyen eklem tahribine yol açar.

Eklem iltihabi  lazer terapisi

Lazer terapisi RA’da acıyı ve iltihaplanmayı kontrol etmede kullanışlı olabilir.  En büyük problemse RA’nın sistematik durumudur ve vücuttaki bütün eklemlere etki etmesidir  ve her seansta vücuttaki her eklemin tedavi edilmesi zordur.  Buna ek olarak, kalça ve omurgadaki eklemler gibi çoğu eklem derinlerde olduğu için Lazer ışığının iltihaplanma bölgesine ulaşmasını zorlaştırır.  Bunlar bir kenara,  çalışmalar göstermiştir ki Lazer terapisi el ve ayak bilekleri, eller ve dizlerdekiler gibi daha yüzeysel eklemlerin tedavisinde çok etkili olabilmektedir.

 
 
Ana Sayfa | Akupunkturla İlgili | İlk Ziyaret | Akupunktur Tretmanı |Hakkımda| Sıkça Sorulan Sorulari  | İletişim |
  28 November, 2008 11:05    © 2007 Akupunkturist.org All Rights Reserved